17.07.2019

Almanya ile basın kartı krizi

Işın Toymaz Stuttgart’tan yazdı…

Son dönemde Türkiye’de çalışan bazı uluslararası basın mensuplarının süresi dolan akreditasyonunu uzatmadığı için eleştirilere hedef olan AKP hükümetinin, iki Alman gazetecinin akredtiasyonunu iptal etmesine Türk kökenli hukukçu ve eski parlamenter Memet Kılıç’tan sert tepki geldi.

Alman devlet televizyon kanalı ZDF’in İstanbul bürosu şefi Jörg Brase ve Berlin’de yayımlanan etkili Tagesspiegel gazetesinin muhabiri Thomas Seibert’in Türkiye’de çalışamayacak olmasını değerlendiren Memet Kılıç, “AKP, içteki medyaya el koydu, susturdu, sırada şimdi de dıştaki medya var” dedi.

“SEÇİM HİLELERİNİ Mİ SAKLAYACAKLAR”

Birlik’90 / Yeşiller Partisi Federal Meclis E. Milletvekili Memet Kılıç, Odatv’ye yaptığı açıklamada, Türk hükümetinin yerel seçimlere doğru giderken yabancı gazetecilere kapıları kapatmasının akıllara soru işaretleri düşürdüğünü vurguladı. AKP hükümetinin iktarda kalabilmek, özellikle de Ankara, İstanbul ve İzmir’i alabilmek için yeniden seçim hilesine başvurmasından endişe duyduklarını dile getiren Kılıç, “Anlaşılan yabancı gazetecilerin basın kartlarını iptal ederek seçim yolsuzluklarını saklamak istiyorlar” diye konuştu.

Gerçekte AKP’nin 3 büyük ili çoktan elinden kaçırmış olduğunu hatırlatan, ancak muhalefetin halkla kenetlenerek sandıkları korumaması durumunda, kazansa bile bu seçimleri de teslim etmek zorunda kalacağını vurgulayan Memet Kılıç’ın aktardıklarından öne çıkanlar şöyle:

Memet Kılıç
Memet Kılıç

“AKP hükümeti eskiden de yabancı gazetecilerin akreditasyonlarıyla ilgili benzer şeyler yapıyordu ama o daha oyalayıcı tarzdaydı. ‘İnceliyoruz’ deyip yabancı gazetecinin görev yapmasını engelliyorlardı. Uzun süreye yayıyorlardı. Hasnain Kazım ve Frank Nordhausen gibi gazeteciler Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmışlardı. Şimdi ise çok daha rahat ve cesurlar. ‘Biz bunları istemiyoruz çıkın’ diyebiliyorlar. ZDF, ARD saygın kamu kurumlarıdır. Türk hükümeti kabzımallığa, manavlığa, sansürcülüğe el atmış durumda. ‘Yerel seçimleri nasıl kazanırız’ diye kara kara düşünüyorlar. Kurtarmak için yapamayacakları şey ise yok gibi. Nereye saldıracaklarını bilemiyorlar.

AKP ÜÇ İLDE ÇOKTAN KAYBETMİŞ DURUMDA”

Yerel seçimlere ramak kala Türk hükümetinin Alman gazetecilerin akreditasyonlarını reddetmesi düşündürücü. Seçimlerle direkt bağlantısı olduğunu akıllara getiriyor. Seçimler öncesi muhalefetin sesini kısmak, muhtemel hırsızlıklarını gizleyebilmek için içteki medyayı susturdular şimdi de dıştaki medyayı susturuyorlar. Aslında AKP üç ilde çoktan kaybetmiş durumda. Binali Yıldırım gibi onlar açısından marka isim bile yüzde 10 açığı kapatamaz. Hırsızlık yapmadan İstanbul’u alamazlar. Ankara ise geçen seçimden bu yana Mansur Yavaş’ındır. Avrupa konseyinin bir raporunda şöyle yazıyor: ‘Muhalefetin adayı Mansur Yavaş açık ara önde giderken elektrik kesilmiştir. Elektrikler geldikten sonra iktidarın adayı Melih Gökçek kazanmıştır.’ 

Mansur Yavaş seçimi kazanmış bir adamdır. Gökçek ise parsel parsel sattığı için görevden alınmıştır. Gülen Cemaati ile ilişkileri çok ortaya çıkmasın diye üstünü örtmek üzere kenara çektiler. Mansur Yavaş kampanya yapamasa dahi –ki başarılı kampanya yapıyor- halk çalınan iradesinie sahip çıkacak. Seçim hilesine başvuracaklar. Muhalefet ‘Sandıklara sahip çıkıyoruz. Halkla birlikte meydanda oluruz’ diyemediği sürece bu seçimleri de unutabiliriz ne yazık ki.

AKP’nin adayı Nihat Zeybekçi de İzmir’i alamaz. Din simsarlarını sevmez İzmirliler. Dindarlar da bunları sevmezler. Haremlik selamlık yaparken AKP tabanına göz kırpar diğer yandan Cumhuriyetçilerle de rakı içer. Bu adamların İzmir’de bir şansları olduğuna inanmıyorum. Tüm bunlara karşılık halk sandığa gitsin ki hırsızlıkları zor olsun. Sandığa gitmemek olmaz. Çalarken çuval taşımak zorunda olsunlar. Türkiye’deki derin devlet çok amatör. Halkını kıran bir devlet var. AKP Türkiye’nin devlet olma niteliğini bitirdi işi mafyaya devretti. Kimsenin gözünü korkutamaz bunlar. Türkiye bu sıkıntılı süreci büyük kayıplarla da olsa aşacaktır.

İÇ KARGAŞAYA DAHİ SÜRÜKLEYEBİLECEKLERİNDEN KAYGI DUYUYORUM”

Korkum bu tarzla Türkiye’yi iç kargaşaya sürüklemelerdir. Hitler dışarıya saldırdı. Dünyayı mutsuzluğa, ölüme mahkum etti. Erdoğan ise dışarıda beceremezse Türkiye’nin içinde deneyecektir. Kaygılıyız. Ancak yine de Türkiye’nin bu sıkıntıdan kurtulacağına inanıyorum. Türkiye geçmişte de her dönemde sıkıntılardan sıyrılmayı başarmış bir ülkedir. Basın yayın yoluyla manipüle edilen halk kitlelerinin de gözü artık açılıyor. Soğan kuyruklarına girince hayata başka yerlerden bakmaya başladılar. Bir an önce AKP’den kurtulmaları lazım.

SİLAH SATIN ALIRSAK HER ŞEY YENİDEN DÜZELİR DİYE DÜŞÜNÜYORLAR”

Alman gazetecilerin basın kartlarının verilmemesine rağmen aslında iyi geçiniyorlar. Örneğin Almanya, Türk hükümeti ile iyi geçinip silah satmaya devam ediyor. Alman İçişleri Bakanı bir hafta önce iki Kürt yayın organını kapattığında altında ne var diye düşünüyorduk ki, Almanya’nın Türkiye’ye 126 milyon euroluk silah satmış olduğu ortaya çıktı.

Türkiye, Türk halkı Almanya’nın umurunda değil. AKP ise şunu gördü. ‘Bir seçim daha kazanayım. Bir silah daha alırsak yeniden başarırız. Konu kapanır’. Tabanı da AKP’yi görünüşte Türkiye’yi Almanya ile kavgalı sanıyor.

Öte yandan sağcı ve muhafazakâr Avrupalı politikacılar Türkiye’yi hiçbir zaman AB içinde görmek istemediler. Türkiye’nin AB normlarından uzaklaşması Avrupalı ve Alman siyasetçilerin işine geldi. Sağ cenah Türkiye’nin batışından son derece memnun. ‘Reis’, içte ya da komşularla ne kadar çok kavga çıkarırsa o kadar çok silah satarlar. Tek korkuları AB’den NATO’dan değil silahları Rusya’dan, Çin’den almasıdır. Ama AKP hükümeti Putin’le de beraber olabiliyor.

ERDOĞAN AVRUPA İÇİN RAYDAN ÇIKMIŞ BİR LİDER”

Sözün kısası Türkiye’nin uçurumun eşiğinde olmasında AB ve Almanya’nın da etkisi var. 2015 seçimlerinde AKP kaybettiğinde 1 Kasım seçimlerine gittiğinde seçimlere 15 gün kala Almanya Başbakanı Angela Merkel koşa koşa Ankara’ya gitti. Bu, Erdoğan’ı kurtarma operasyonudur. Halkını perişan edecek bir adama ihtiyaçları vardı. NATO’dan da uzaklaşabileceğini ise hesabı katamadılar. Erdoğan, frensiz gidiyor. Putin’le İran’la yakınlaşıyor. Erdoğan Avrupa için raydan çıkmış bir lider.

Diğer taraftan Türkiye’nin yabancı gazetecilere yönelik tutumu yurtdışında yaşayan vatandaşlara büyük zarar veriyor. AKP’nin yıkım mirası Avrupalı Türkiye vatandaşlarının sırtından 50 yıl boyunca kalkmaz.”

Işın Toymaz / Stuttgart

Odatv.com – 02.03.2019 – 21:02

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*