18.07.2018

Cumhuriyet davasında karar çıktı


Cumhuriyet davası mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluğuna devam kararı verdi ve duruşmayı 9 Mart 2018’e erteledi.

Tutuklu gazeteciler, Cumhuriyet gazetesi davası kapsamında bugün 5. kez hakim karşısına çıktı. Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu ve gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay 421 gündür tutuklu yargılanırken, gazeteci Ahmet Şık 360, Emre İper ise 263 gündür tutuklu yargılanıyor. Dava kapsamında 4’ü tutuklu 18 Cumhuriyet gazetesi çalışanı yargılanıyor. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma öncesinde, “Dışarıdaki Gazeteciler” Çağlayan’daki adliye önünde basın açıklaması yaptılar.

DURUŞMADA NELER OLUYOR

Güncelleme 17.28

Mahkeme kararını açıkladı.

Mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluğuna devam kararı vererek duruşmayı 9 Mart 2018’e erteledi. Mahkeme kararında, her bir hakimin ret sebepleri ile ilgili görüşünü sunmasına ve 28. Ağır Ceza’ya gönderilmesine, güvenlik nedeniyle duruşmanın Silivri’de yapılmasına ve 3 avukat sınırlaması getirilmesini hükmetti.

Mahkemenin Cumhuriyet Davası kararı şöyle:





Güncelleme 16.23

Mahkeme ara karar verecek. Duruşmaya yarım saat ara verildi.

Güncelleme 16.22

Akın Atalay: Ben de gelişen yargı sürecine ve tanıklık beyanına ilişkin görüşlerimi erteliyorum. Bir an önce aşağıda yalnız bekleyen arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. Ama siz tutukluluk konusunda karar vereceksiniz buna bir şey söylemek istiyorum. Heyetiniz 5 gün üst üste Reina katliamının yargılamasını yaptınız. Reina failinin asıl hedefinin Cumhuriyet gazetesi olduğunu, eyleme saatler kala bundan vazgeçtiğini siz iddianameden okudunuz. Bunu duyan bir avukat arkadaşım bana şunu demişti; „Desene sizi ziyarete cezaevine değil mezarlığa gelebilirmişiz. Neredeyse tutukluluğuna sevineceğiz.“ Bizi hedef alan katil zanlılarıyla bir koridorda yatmamıza sebep veren kararlar veriyorsunuz.

Güncelleme 16.06

Dağ: Bu tavrı doğru bulunmuyoruz. Sarı basın kartlılar gelecek dedik, yakınlar var dediler kabul ettik. Ama bu protest tavrı kabul edemiyoruz.

SABUNCU: Bir şey söyleyebilir miyim? Oğlumun doğum günü ve burada değil. Alınmadı duruşmaya.

Dağ: Bu serzenişin yeri burası değil.

SABUNCU: Ben oğlumu bu 14 ay boyunca 4-5 kere görebildim ve salona almıyorsunuz oğlumu. Bu mu? Size serzenişte bulunmuyorum. Biz sadece gazeteciyiz. Sadece gazetecilik yaptık. Merhamet istemiyorum. Keşke burada konuşabilseydi. Okumadım ama dediği her şeyin altına imzamı atarım. Keşke konuşabilseydi, bize bir saat daha onu dinleme fırsatı verseydiniz.

Güncelleme 16.02

Sabuncu: Dün 15. aya girdim. Bir savunma hazırlamıştım, okumak istiyordum ama Ahmet Şık savunmasını yapamadığı için doğal olarak ben de yapmayacağım.

Dağ: Bizim sizi engelleyici tavrımız yok.

Murat Sabuncu: Arkadaşım yapamazken ben yapmam. Tutuklular sürekli savunmalarını düşünüyor. Ahmet de bunu düşündü. Ahmet’in 24. ayı, şimdi firarda olan savcı nedeniyle 12 ay yattı ve beraat etti. İkimiz de çıkacağız ve savunma yapacağız diye bekliyoruz. Sizin gözlerinize hep dik baktık. Ahmet Şık bu ülkedeki en dürüst gazetecilerdendir ve bu savunmayı yapabilseydi yine doğruları söyleyecekti. Sizden tek bir talebim var arkadaşım aşağıda yalnız duruyor onun yanına gitmek istiyorum.

Güncelleme 15.57

Yarsavut: Tutuklama bir tedbir değildir. Hürriyeti kısıtlamaktır. Suç işlendiğine dair bir şüphe olacak, kaçma ya da delilleri karatma şüphesi olacaktır. Delilleri topladık. Ne delil karatma, ne kaçma şüphesi var. Deniyor ki „örgüt üyesi olmamakla birlikte“ bunu kalkıp herkese yapıştırabilirsiniz. Ahmet Şık neden yargılanıyor, örgüt üyesi olmamakla birlikte FETÖcü örgüte yardım, Ahmet Şık FETÖ kumpasından içerideydi.

Bir gerçek var ki bu gerçeği değiştiremeyiz. Bu siyasi bir davadır ve bu siyasi dava devam edecektir. Hukuk tarihi içindeki yerini siyasi davalar arasında alacaktır. Bakalım 5 sene sonra neler söylenecek. Eğer adil yargılanma yapmak istiyorsak ki yapacağız, bu yargılamayı da kuralına göre yapalım. Tutuklu olmalarına bir sebep yok. Tutuksuz yargılanmalarına karar verilmesi uygun olur. Eğer siz vermezseniz AİHM böyle bir karar verecek, en azından o karardan önce siz verin Hiç değilse yüzümüzün akıyla buradan ayrılalım.

Ama unutmayın ki bu siyasi bir dava…

Güncelleme 15.50

Avukat Duygun Yarsuvat: 4 celsedir huzurunuza geliyoruz, aynı konuları tekrar ediyoruz, sayın cumhuriyet savcısı tutukluluğun devamına diyor, çok ilginçtir sayın mahkemenizde aynı gerekçelerle tahliye taleplerini reddediyor. Bu ara kararlara baktığımızda, bir vakıf tüzüğüne aykırı hareket ettikleri, cumhuriyet gazetesinin şeklini değiştirdikleri ileri sürülüyor. 5 celsede toplanan deliller bize gösterdi ki tutukluluğa gerekçe gösterilen hususlar doğru değildir. Somut delillere göre tüzük değiştirildi deniyor. Hangi somut delil? Bunu bulabilmek için bilirkişi incelemesi yaptınız o da bir şey söylemedi, fiyatların yüksekliğinden ya da azlığından bahsettiğiniz, gelen raporlar alınan raporların doğru olduğunu söyledi. Mali durum raporu istediniz, sizin bilirkişileriniz mali durumun iyiye gittiğini söyledi. Somut bir durum kalmadı.

Dinlenmeyen sanıklar dediniz, herkes kendi hareketlerinden sorumludur. Biri yurtdışından gelmediyse onun sorumluluğunu burada yargılayanlara yükleyemeyiz. Akın Atalay yurtdışından gelip teslim olmuştur, kaçma şüphesi yoktur.

Güncelleme 15.45

Savcı: Firari sanıklar olan Dündar ve Tanır’ın yakalamasının infazının beklenmesi, adli kontrol talebi olanların adli kontrollerin devamı ile tutuklu sanıkların bir önceki ara karardaki koşullar ortadan kalkmadığı için tutukluluk haline devam edilmesi talep olunur.

Güncelleme 15.43

Mahkeme Başkanı Dağ: CMK’nın 24,25 ve 26. maddeleri dikkate alınarak vekilin mahkeme heyetinin reddi yolundaki talebi süresindedir, SEGBİS’e geçti, yazılı metin hale getirilebilecek pozisyondadır. CMK 28 uyarınca değerlendirme yapmak ya da ret talebinin geri çevrilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle yalnızca gecikmesinde sakınca olan işlemlerin yapılabileceği açıktır. Bunların arasında delillerin toplanması dolayısıyla tanık dinlenmesi yoktur. Bu nedenle dinlenmesi planlanan Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve diğer tanığın dinlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle gecikme açısından önemli olan tutukluluk konusunda bir değerlendirme yapması, ve ret sebebi yazma aşamasına geçme görevi kalmaktadır. İddia makamından ret konusunu değerlendirilmesini, tutuklu sanıklar yönünden tutukluluk durumları hakkındaki mütalaasını, adli kontrolü olanlar açısından onlar hakkındaki mütalaasını bekliyoruz.

Güncelleme 15.40

Mahkeme Başkanı Dağ: Anlaşılıyor ki Kayahan’ın şarkısı gibi bizimki kırık dökük bir aşk hikayesi…

Güncelleme 15.27

Avukat Bahri Belen: „Ahmet Şık ve arkadaşlarının savunma yaparken kısıtlanma ve başka pek çok tehdit altında olduğunu düşünüyoruz. Duruşmalarda gösterdiğiniz nezaket ve zarafetin farkındayız ama bunun dışında adil bir yargılamanın ve muhakeme hukukunun kurallarının uygulanmasını da istiyorum.

Sanıklar tarafından önemli olan bir kararınız var ki bu nedenle mahkemenizin tarafsızlığını yitirdiği endişenizi taşımaktayız. Özellikle bu nedenle üç üyenizin mahkemeden çekilmenizi, aksi durumda reddi hakim talebimizde bulunuyorum.“

Duruşmaya 10 dakika ara verildi.

Güncelleme 15.10

Bahri Belen: Umut ettiğimin tersine beklenmedik bir karar. İlkiz’in talebinin reddine ilişkin gerekçenizle ilgili değerlendirme yapmak istiyorum. Şık burada, duruşmadan çıkarılma öncesinde bağırmadı, çağırmadı, münasebetsizlik ve terbiyesizlik yapmadı, hakaret etmedi. Ama buna karşıın devletin yargıtay başkanının, mahkemelerin durumuyla ilgili ve medyayla ilgili konuştu. Açılan dava gazetecilerin ve özellikle ülkenin en eski ve köklü gazetesi Cumhuriyet gazetesinin, bugüne kadar laikliği, demokrasiyi, özgürlüğü ve cumhuriyeti savunmuş yazar, habercileri ve yöneticileriyle ilgili açılmış bir dava. Bu davada Ahmet Şık’ın yandaş medya diye tabir ettiği medyanın etkili oldu. Yayınları dayanak olarak iddianameye kondu. İddianamenin dayanağı yine bu taraflı medya ise o medyayla ilgili bugün Ahmet Şık, yarın diğer sanıklar, diğer gün biz müdafiiler buna bir şey diyemeyecek miyiz? Adil yargıyı etkileyen medyayla ilgili hiçbir şey diyemeyecek miyiz? AKP iktidarının gazeteleri, ya da başka gazeteler Cumhuriyet gazetesini, haberlerini eleştirebilir. Buna diyebileceğimiz hiçbir şey yok. O zaman bugün Şık, yarın diğer müvekkillerimiz, ertesi gün de biz bu medyanın söylediklerini, kimliklerini tartışacağız.

Ahmet Şık’ın, bizim bu tehlikelerin olduğu ortamda adil yargılama isteme ve ifade etme hakkımız yok mu. Bu konuda BM Yargı Etiği kurallarından da söz ettik. Yargıçlarla, onlara kimsenin müdahale edememesi ve bu yargıçlarında bağımsız ve tarafsız olarak karar verebilmelerini sağlayıcı ilkelerden bahsettik.

“BEN BUGÜN İKİ ŞEYİ ORTAYA KOYACAĞIM, HAKİKATİ VE KELLEMİ”

Bu dosyada hem CMK’daki düzenleme hem de bağlı olduğumuz bu uluslarüstü düzenlemelere soruşturma başında uyuldu mu? Uyulmadı. Dava açıldı, savcılar buna uyuldu mu? Uyulmadı. Her seferinde duruşmadan bir gün önce soruşturmadan elini çekmiş ve bir ilgisi ve yetkisi kalmayan bir savcı tarafında belgeler sunuldu ve mahkemeniz de bu belgeleri dikkate aldı.

Bunlar bizimle ilgili sayın mahkeme konusunda ve mahkemenin kolektif muhakeme için önemli olan iddianame açısından ciddi endişeler yarattı. Gerek sanıklar, gerek yargıçlar gerekse savcılar açısından bu görevi yapmalarından kaynaklanan masumiyet ve dokunulmazlık onların cübbelerine verilmiş bir imtiyaz değil. Benim cüppemle ilgili verilen dokunulmazlık benimle ilgili değil, temsil ettiğim kişinin hakkıyla ilgili bir dokunulmazlık.

Masumiyet karinesi başta olmak üzere dokunulmazlıklar sizin imtiyazınız değil, vereceğiniz kararlar açısından adaletin korunması için verilmiş müdahaleler. Ceza davalarında maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından ve özellikle bunun gibi siyasi davalarda Anayasa’da belirtilen özgürlüklerin kullanılması çok önemli.

Ceza yargılamalarının amacı maddi gerçeği ortaya çıkarma amacı açık. Bu nedenle Anayasadaki bir takım yargılamalarının özünün korunması gerek. Bu durumda ben ve sayın müvekkilim hakkında bir ceza soruşturulması açılacağını düşünürse nasıl savunma yapacak? Böyle savunma dokunulmazlığı olmaz. Avukatlık mesleğinde öğrendiğimiz şu ki savunma korkusuz olmalı, etkili olmalıdır. Bu davadaki avukat arkadaşlarım da hiçbir sınırlamadan korkmazlar. Tarihte bunun örnekleri var.

Biliyorsunuz Fransız İhtilalı’ndan sonra ihtilal mahkemeleri bulundu ve bu mahkemelerden birinde „ekmek bulamazlarsa pasta yesinler“ diyen Marie Antoniette’in avukatı konvansiyon mahkemesi önünde şunu demiştir: ‘Ben bugün ihtilalle devrilen iktidarın eşinin avukatıydım. Ama ben bugün iki şeyi ortaya koyacağım, hakikati ve kellemi. Hakikati dinledikten sonra kellemi alabilirsiniz.’

Sayın mahkeme Ahmet Şık’ı da sonuna kadar dinlemeli, birileri de Şık’ın kellesini istemeli. Mahkemenin tavrı bağımsız yargı konusunda tarihe geçecektir.

Güncelleme 14.59

Fikret İlkiz: Şık 12.01’de başladı, 12.07’de sona erdi. „AKP ve siyasal iktidarı“ dediği sırada ve bu davanın siyasi dava olduğunu söyledikten sonra susturuldu. Önceden sizle konuştuk. Pazarlık yaptık. „Savunma sınırlarını aşmayın“ dediniz, ben de „Savunma yapılsın, suç teşkil eden varsa savcılığa iletin“ dedik. Tıpkı daha önce de olduğu gibi. Bu davanın siyasi dava olduğunu tüm duruşmalarda, oturumlarda söyledik. Bu bizim görüşümüz. İddianameye bağlı olarak söylediğimiz sözlerdir. Savunma olarak UYAN dışında da duruşmaya 1-2 gün kalmadan bazı kararları öğrenmemiz gerekiyorsa öğreniriz. Ama şimdi bir karar almışsınız. Bundan sonraki celselerde Ahmet Şık getirilmeyecek:

Dağ: Bundan sonraki celseler değil, bugün için.

İlkiz: Yanlış anlamışız. Ne zaman yargıyla, medyayla ilgili bir görüşü söylese, AKP ve siyasal iktidar deyince durdurdunuz. Zaman kazanmak açısından beyanda mutabıktık. Ama şimdi 203-204 diyorsunuz. Davranışları itibariyla. Ama davranışlarda, sözünü kesmenizde, duruşmadaki tavrında yargılamayı engelleyecek bir durum yoktur. CMK’ya göre savunma hakkını engellememek üzere dışarı çıkarılır. Daha ağırını savunma olarak ayrı ayrı söylediğimizi biliyoruz. Bu ne ki. Ahmet Şık sanıktır. Şık’ın yeniden çağrılmasını, 6 dakikaya sıkıştırılmış herhangi bir savunma yerine o savunmayı yapmasına, sonra dilerseniz savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz.

Dağ: Bu talebiniz hukuki temele uygun.

İlkiz: Tanıkların dinlenmesi açısından hazır bulunması gerekir.

Savcı: Şık’ın savunmasına savunma ve iddiaya ilişkin bir ifade olmadığı, savunma hakkını kötüye kullandığından sanık vekilinin bu yöndeki talebinin reddedilmesi mütalaa olunur.

Dağ: Ahmet Şık’ın savunma içinde yer almayan, siyasal zemin oluşturan açıklamaların yargılamanın disiplinini bozacağı anlaşılmıştı. Bu salonun SEGBİS kayıtlarına yansıyan görüntülerde de net bir şekilde ortadadır. Ahmet Şık bugün salonda olmayacaktır.

Güncelleme 14:52

Mahkeme Başkanı Dağ: Bir önceki celsede olanlar mahkemenin arzu etmediği ama mecbur bırakıldığı bir durum. Bu yargılamanın düzenini bozdu. Her bir sanık yönünden üç avukat sınırlamasına uymadık. Ama CMK 203-204’ü dikkate aldığımızda bir sanığın tamamen savunması dışında bulunmak suretiyle açıklama yapmasına cevaz vermek mümkün değil. Ahmet Şık’ın protest bir adam olduğunu herkes biliyor, biz de biliyor. Burayı forumcu arkadaşlarıyla slogan atılan bir yer haline getirilmesi doğru değildir. Doğruları mümkün olduğu kadar yakalayıp bu yargılamayı sonuçlandırmayı tecelli ediyoruz. İki avukat arkadaşımız geldi, ‘sarı basın kartı olanları alıcağız’ dedik, eşleri var onları da alacağız dedik. Biz burada avukatları kelle başı saymıyoruz, ama böyle şeylerin anlam bulması gerekiyor.

CMK 203-204 uyarınca Ahmet Şık bariz bir şekilde yargılamanın düzenini bozdu. Buna devam edeceğine şüphemiz yok. Ahmet Şık bundan sonra bu yargılamanın salonunda olmayacak.

Güncelleme:14:28

Ahmet Şık’ın duruşma salonundan çıkarılması, böyle tasvir edildi.

(Çizim: Tarık Tolunay)

Güncelleme: 14:10

Cumhuriyet davasında avukat kısıtlaması getirildi. Her sanık için sadece 3 avukat mahkeme salonuna girebilecek. Ayrıca salona sarı basın kartı olmayan gazeteciler ve sanık yakınları da alınmıyor.

Güncelleme: 12.22

Mahkeme Başkanı Dağ:  Bu savunma değil. Siyasi dava değil. Böyle savunmaya izin vermem.

Şık: Neden?

Dağ: Sanığı dışarı alıyorsunuz.

Şık: Bu siyasi bir dava. Umarım siz kendiniz gibi bir mahkemede yargılanmazsınız. Hepsi yargılanacak.

Salonda, “Ahmet çıkacak yine yazacak” sloganları atıldı. Mahkeme Heyeti salonu terk etti.

Duruşmaya saat 14’e kadar ara verildi.

Güncelleme: 12.21

Ahmet Şık: Hakikati örtbas eden, gizlenen her gerçekle ortak geleceğimizin karartılmasına suç ortaklığı yapan bir medya var.

Her şey gözlerinin önünde cereyan ederken korkuyla ya da konforunun bozulacağı endişesiyle bir suskunluk sarmalına hapsolmuş bir sessiz çoğunluk var.

Hal bu iken, tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğünün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor.

Öyle maharet ya da zekâ gerektiren bir kötülük değil. Gücü elinde tutmanın kibri ve pervasızlığıyla hayata geçirilen sıradan ve organize bir kötülük.

Kötüler. Farkındalar ve biliyorlar kötü olduklarını. Ve bu da, onları daha kötü yapıyor.

Bu karanlık iklimi yaratanlar kendileriyle ve kötülükleriyle yüzleşmenin ağır sonuçlarını geciktirmek için de kendilerinden olmayanları, kendileri gibi olmayanları, suçlarını ifşa edenleri suçluyorlar.

Bu tablonun ortaya çıkmasında AKP iktidarının en güçlü silahı kuşku yok ki medyası oldu. El koymalar, satın almalar yoluyla iktidar sözcülüğünü üstlenen bir medya inşa edilmişti.

Güncelleme: 12.20

Dağ: Sözünü kesiyorum Ahmet Şık. Böyle gidersen izin vermem. Açılmış olan soruşturmalar var. İktidarla alakası yok Savunma kapsamında kalacaksan devam et.

İzleyiciler: Siz diyeceksiniz:

Dağ: Burası forum değil. Siz öğretemezsiniz bana.

İzleyici: Ahmet’e siz diyeceksiniz. O sizin oğlunuz değil.

Dağ: Çıkarın dışarı

İzleyici çıkarıldı.

Güncelleme: 12.18

Ahmet Şık: Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, yeni adli yılın açılışı vesilesiyle 23 Kasım 2017’de yaptığı konuşmada çok çarpıcı veriler ortaya koydu. 2016 yılı adli suç istatistiklerine göre 80 milyonluk ülkemizde yaklaşık 6 milyon 900 bin şüpheli bulunduğunu açıklayan Cirit; “Demek ki Türkiye’de, nüfusa oranladığımızda yüzde 8 civarında kişi şüphelidir. Haklarında ilk derece soruşturma yürütülmektedir” dedi.

Bu sözleri referans alsak bile, ülke nüfusunun yüzde 8’inin şüpheli olması çok yüksek bir oran. Ama Yargıtay Başkanı Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor.

Şöyle ki; 0-15 yaş grubunda yer alanlar ile akıl hastalarının ve benzeri isnat yeteneği bulunmayan insanların ülke nüfusuna oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli olan ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumda olan insanlar var.

Bu iki kategoride yer alanları hesaptan düştüğümüzde, yasalar karşısında isnat yeteneğine sahip yaklaşık 50 milyon insan kaldığını söyleyebiliriz.

Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her 7 kişiden biri şüpheli.

Buradan yola çıkarak günümüz Türkiye’sini kısaca özetlemeye kalksak karşımıza çıkan tablo şöyle bir şey oluyor:

Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var.

Terörist muamelesini akıl almaz suçlamalara dönüştüren iktidar güdümünde bir yargı var.

Güncelleme: 12.14

Ara verilmedi.

Ahmet Şık: Ben beyanda bulunmak istiyorum, ondan duruşmanın devam etmesini istiyorum.

Dağ: Biz duruşma gereksiz yere uzamasın diye demiştik.

Şık: Ben de o nedenle söylüyorum

Duruşmaya devam ediliyor.

Güncelleme: 12.10

Mahkeme Başkanı Dağ: Saat 14.00-14.30 gibi Leyla Tavşanoğlu ve Mehmet Faraç tanıklık yapacaklarını iletti. Sonra iddia makamı mütalaasını verecek. Saat 14.00’e kadar ara verildi.

Güncelleme: 12.05

Dağ: Röportajdaki sözlerin size ait olmadığını söylediler. Cezai girişimde bulundunuz mu?

Satmış: Ben de o yayının yapıldığı gün Twitter’den o sözlerin bana ait olmadığını yazmıştım. Ama tekzip yoluna gitmedim, çünkü bir gazeteci olarak bir gazeteyi tekzip etmek bana uygun olmazdı.

Savcı: röportajınızda MİT TIR’ları haberi var. „Bunu yayınlarsanız tutuklarlar“ demiş bazı hukukçular. Kim onlar?

Satmış: Akın bey, Bülent bey vardı.

Savcı: Akın bey de toplantıdaydı.

Satmış: Evet.

Avukat Tora Pekin: 16 görev yaptığınızı söylediniz. Başlangıcını ve sonunu söyler misiniz?

Satmış: 2015 Şubat-Haziran 2016’da bıraktım. Köşemin adı „son dakika“ idi sanırım. Tek bir köşe yazdım, haftada bir yazdım. Duvar Yazıları’nı bir müddet anonim yazdık. Anonim yazılanlar genelde bir kişinin üstüne kalır, bir süre ben devam ettim. Köşede ismim yazmıyordu. Bir haftalık müddet için yazdı sonra yeniden çıkardık.

Pekin: Hem bazı gazetelerin sözlerini çarpıttığını söylediniz, hem Twitter’da yaptığınız bir açıklama var. „Söyleşinin algı yaratmak için dönüştürülüp kullanıldı“ dediniz. Size mal edilen açıklamalar sizin mi?

Satmış: Konuştuğum kişi 30 yıllık arkadaşımdı. Sohbet olarak gerçekleşti. Anlamını aşan sözler olabilir ama benim sözlerimdi.

Avukat Pekin, röportajdan alıntı yapıyor „Bundan 3-4 yıl önce Akın Atalay Vakfı değiştirecek müdahalelerde bulundu“ demişsiniz, o sürede görev yapıyor muydunuz? -Hayır.


(Doğan Satmış)

(Çizer: Yıldıray Çınar)

Pekin: Mustafa Balbay’ın ayrılması bizim bulunduğumuz döneme rastladı. Vakıf seçimlerini medyaya yansıdığı kadar biliyorum. Balbay benim de içinde bulunduğum yazıişlerini suçladı. Yazıdaki „ele geçirme“ sözünü vakfın yönetimindeki denge değişikliğini anlatmak için söyledim. ifade anlamını aşan bir ifade olmuş

Satmış: Biz görev aldığımız dönemde yayın politikası değişikliği tartışma yarattı. Ermeni soykırımı haberleri, Kandil röportajı eleştiri almıştı. Bunlar gazetecilik faaliyeti…

Pekin: „Akın Atalay 15 Temmuz’dan bir hafta önce bizim ekibi tasfiye etti“ demişsiniz. Sizin ekibiniz kimdir?

Satmış: Dündar geldiğinde gazeteye geldim. 10-11 kişiydik. Sözü edilen dönemde gazeteden ayrıldı. Kastım odur.

Pekin: Siz Atalay’ın darbe girişimini bildiği imasında bulunuyorsunuz.

Satmış: Öyle mi? Öyle bir şey demedi. Biz Atalay ile yayın konusunda bir iki olay yaşadık ama bunlar hep gazetecilik faaliyetiyle ilgili şeyler.

Güncelleme 11.40

TANIK SATMIŞ’A AVUKATLARDAN İTİRAZ

Doğan Satmış tanık kürsüsünde. Mahkeme Başkanı Dağ, “Doğan bey bu davada Cumhuriyet gazetesinin bazı yazarlarının, Vakıf üyelerinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardımla suçlandıklarından dolayı bir kovuşturma yapılıyor. Tanık olarak doğruları söyleminizi talep ediyoruz” diyerek Satmış’a yemin ettirdi.

Satmış, “16 ay boyunca köşe yazarlığı ve GYY danışmanlığı yaptım. Yazılı bir savunma hazırladım. Savunma değil de tabi tanıklık. Hazırladığım beyanı okumak istiyorum” dedi. Bazı avukatlar, “Tanıklık bildiğini duyduğunu mahkemeye beyanıdır. Önceden hazırlanmaz” diyerek duruma itiraz etti.

Avukat Bahri Belen: Tanıktaki kişi de „savunmamı yapacağım“ dedi, sanık psikolojiyle geldi, hakkında da bir soruşturma var. Sanık psikolojisiyle yapacağı tanıklığın ne kadar geçerli olacağını da soruyoruz.

Mahkeme Başkanı Dağ: Röportajı için burada. Elinizdeki notlara zaman zaman hatırlama amacıyla başvurabilirsiniz.

Doğan Satmış: Röportajım bazı gazetelere yanış yansıdı. Ben bu arkadaşların FETÖ bağlantılı olduğunu söylemedim, buna inanmıyorum da. Bu arkadaşlar yıllarca FETÖ’ye karşı mücadele etmiştir. O sözler bana ait değil. Gazeteciliğin bu şekilde ağır cezalarda yargılanması dışarıya yansıması açısından da olumsuzdur. Bunu 35 yıllık gazeteci ve gazeteci meslek örgütlerinde yer aldığım için size aktarmak görevi bilinciyle geldim.

Dağ: GYY Danışmanlığı dediniz. Cumhuriyet’te yayın danışmanı olduğunuz dönemde bu sıfatın hak ve yetkilerini tanımlar mısınız?

Satmış: Gazetelerde ertesi günkü yayınlar bir gün önceki toplantılarda belirlenir. Günlük haberler okunur ve toplantıya katılanlar görüşlerini belirler ortak konsensusla haberler hazırlanır. Herkesin söz hakkı vardır ama ortaya çıkan karar ortak bir görüştür.

Dağ: İcra Kurulundan yayın toplantılarına katılır mı?

Satmış: Hayır. Bazen GYY İcra Kurulu üyesi olur. O zaman olur onun dışında kurul üyesi katılmaz.

Dağ: İcra Kurulu’nun yayınlara manşetlere etkisi var mı?

Satmış: Yoktur. İcra Kurulu yayını gazetede görür. İstisnai durumlar olabilir, yayın yönetmeniyle icra kurulu üyesi konuşmuş olabilir ama saatleri bile farklıdır.

MAHKEME BAŞKANI VE FİKRET İLKİZ ARASINDA TANIK TARTIŞMASI

Güncelleme 11.27

Mahkeme Başkanı Dağ: Katip arkadaşlarımız tanıklarla, sadece bu dosya için değil başkaları için de, tanıkları defaatle telefonla arıyoruz. Arandığında Mehmet Faraç bugün itibariyle geleceğiniz, dersinden ötürü belli bir saatte hazır olacağını ama zorla getirme kararının zorluk yaratacağını söylemiş.

İlkiz: Merak ettiğim için sordum.

Mahkeme Başkanı Dağ: Merakınız giderildi mi?

İlkiz: Evet. Aynı tarihe rastlayan bir tanık dinleme kararınız da var. İkisi de aynı tarihe rastladığı için, biraz da meraklı olduğumdan sordum. Açıklamanız için teşekkür ederim.

Güncelleme 11.21

Fikret İlkiz: Zorla getirmeye yönelik bir kararınız var. Burada anladığımız demek ki tanık Mehmet Faraç size gelerek hakkında verilmiş olan zorla getirilme iptalini beyan etmiş, yazdığınıza göre. Çünkü siz de tanığın sizle görüşmek suretiyle zorla getirilme beyanı varmış ki bu beyandan hareketle kaldırmışsınız. Çünkü tezkerenizin dışında zorla getirilme kararının neden kaldırıldığı konusunda UYAP’ta herhangi bir dilekçe, belge, başvuru göremedim. Sanıyorum böyle gerçekleşmiş, bu tezkerenizi böyle değerlendirdiğimizi bilgilerinize sunuyorum. Bu konuda açıklama talep etmiyoruz ama siz açıklamalar yapıyorsunuz.


(Fikret İlkiz)

MAHKEME BAŞKANI: EKSİKLERİMİZ VAR

Güncelleme 11.17

Ayhan Erdoğan: Sürecin hukuka uygun yürütülmediği konusunu defalarca dile getirdik. Tüm ara kararlarda da rücu için talepte bulunduk çünkü mahkemenin ceza mahkemesi olamayacağını belirttik. Bugünkü tanık çağrılma usulü de adil yargılamaya aykırı olduğunu zabıtlara geçirilmesini isteriz. Aleyhte beyanda bulunan birinin burada tarafsız beyanda bulunamayacağını bu durumun da adil olmadığını kayıtlara geçirmek istiyoruz.

Güncelleme 11.15

Belen: Delillerin taraflarca tartışılmasından sonra 216 tartışmasını yapacağız. İddia makamı da esasa ilişkin görüşünü de 216 tartışması sonrası verecek. Bir kişinin daha Namık Kemal Boya’nın da tanıklığına karar vermişsiniz. Ama iddia makamının görüşü alınmadı. Eğer böyle tanıklıklar olacaksa, iddianameye dayanak olan Mustafa Balbay’ın çağrılmasına karar verilmemiş ama Balbay’ın avukatı Boya’nın dinlenmesi istenmiş. Anlamadık. Dinlenmesin demiyoruz. Başka yargılamalarda da „yargılamayı uzatma“ gerekçesiyle taleplerin kabul edilmediğini bildiğimiz için taleplerde bulunmadık. Ama daha sonra taleplerimizi dile getireceğiz.

Dağ: Bizim başka delil oluşturacak talebimiz olmayacak.

Belen: Boya’nın usuli bakımdan eksikliği bir bakıma CUMOK’la ilgili bağlantısı nedeniyle dinlenilmesinin olayın açıklanmasına katkıda bulunacağı açısından böyle bir karar verdiğimiz anlaşılıyor. O halde biz de CUMOK’tan olan çok eski Cumhuriyet okurlarından da tanık dinletebiliriz diye düşünüyoruz.

Dağ: Memnuniyetle kabul ederiz

Güncelleme: 11.10

Avukat Bahri Belen: Geçen oturum ara kararınızda varsa talep varsa bizden bildirmemizi istediniz. Bizim için tehsikat (Düzeltme/Düzenleme)  talebiniz olduğunu anlıyoruz. Bunun için dosyadaki delillerin toplanması lazım, bundan sonra bu talebi istiyor muyuz diye değerlendirmemiz lazım


(Bahri Belen)

Güncelleme: 11.08

Dağ: Kemal Aydoğdu için yazılan müzekkereye cevap yok. Mahkememizin geldiği aşamada delil durumu budur. Biz ayrıca bir talep yoksa hazır olan tanık Doğan Satmış’ın beyanıyla devam etmek istiyoruz.

Güncenleme: 11.05

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ: Eksiklerimiz var. Bilirkişi raporları istemiştim emlak raporu geldi. Talep ettiğimiz tanıkların tamamı hazır olacak. Dijital materyaller konusunda üç ayrı müzekkere yazdık ama inceleme yapılmadı. Bazılarının şifreleri bozuk, bazılarının yok denildi.

Güncelleme: 10.54

Duruşma başladı. Mahkeme başkanı talep edilen tanıkların geldiğini söyledi.

“Dışarıdaki Gazeteciler”in Çağlayan’daki adliye önünde yaptıkları basın açıklaması şöyle:

DÖRDÜNCÜ DURUŞMADA ÜYE HAKİM “TAHLİYE” DEMİŞTİ

Mahkeme heyetinden üye hâkim Halit İçdemir, 31 Ekim’deki 4. duruşmada tutukluluğa devam kararına şerh koymuştu. İçdemir, muhalefet şerhinde, Atalay, Sabuncu ve Şık’ın sabit ikametgâh sahibi olmaları, delil karartma ihtimallerinin bulunmayışı, tutuklulukta geçirdikleri süre, tanıkların büyük ölçüde dinlenmiş olması, delillerin toplanmış olması gerekçeleriyle tahliye edilmeleri yönünde görüş bildirmişti. Heyet, ayrıca 2 celsedir çağrıldığı halde duruşmaya gelmeyen tanık Mehmet Faraç ile birlikte Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış’ın tanık olarak dinlenmeleri için zorla getirme kararı çıkarmıştı. Mahkeme, savcılıktan ve savunma tarafından soruşturmanın genişletilmesi talebi olmadığı takdirde esas hakkındaki mütalaanın istenilmesine de hükmetmişti.

Odatv.com – 25.12.2017 – 10:45

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*