17.07.2019

O çamur bana yapışmaz

Kocasakal, Önder Aksakal’ın sözlerini “gerçek dışı ve haddini aşan maksatlı beyan” olarak niteledi.

31 Mart yerel seçimleri yaklaşırken DSP tartışılmaya devam ediyor…

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Kimseye “Gelin bizden aday olun” demediklerini, Mehmet Kocadon, Ümit Kocasakal ve Mehmet Sevigen gibi isimlerin dahi adaylığını kabul etmedikleri iddiasında bulunmuştu.

Önder Aksakal’ın bu sözlerine, eski İstanbul Baro Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal sert yanıt verdi. Kocasakal, Önder Aksakal’ın sözlerini “gerçek dışı ve haddini aşan maksatlı beyan” olarak niteledi.

TALEP VEYA BAŞVURUM OLMAMIŞTIR Kİ REDDEDİLMİŞ OLAYIM”

Ümit Kocasakal, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bir gazete yazarının köşesinde ‘kulis bilgisi’ olarak Demokratik Sol Parti (DSP) tarafından Kadıköy Belediye Başkanlığına ‘aday gösterileceğim’ yönündeki ‘bilgi’yi ben de bu şekilde öğrenmiştim! Temeli olmayan, gerçek dışı bu yalan ‘bilgi’ye bağlı olarak bazı spekülasyonların yapıldığını da ibretle izledim. Ancak DSP genel başkanı bay Önder Aksakal’ın bazı gazetelerde de yer alan, bazı isimlerin yanı sıra şahsımın da ‘adaylık başvurusunda bulunduğu’ ve ‘bunu reddettikleri’ yönündeki gerçek dışı, (eğer bir yanlış anlama ve değerlendirmeden kaynaklanmıyorsa) maksatlı ve şahsımı yıpratmaya yönelik ifadeleri üzerine işbu açıklamayı yapmayı ve kamuoyunu bilgilendirmeyi gerekli görmekteyim.

Bay Aksakal bir takım kişilerin adaylığı ile ilgili ‘etik’ tartışmalardan hareketle yaptığı açıklamada; ‘Kriterlerine uymayan kimseyi partilerine almadıklarını, bu kriterlerin geçmişte kendilerini aşağılamamış, hakaret etmemiş olmak olduğunu, bazı kişilerle birlikte şahsımı da reddettiklerini, hatta görüşmediğini, şahsımın talebinin il başkanlığı vasıtasıyla kendisine ulaştığını, benim Kadıköy’den aday olmak istediğimin söylendiğini’ ileri sürmüştür.

Öncelikle belirtmek isterim ki dile getirilen bu iddia tamamen gerçek dışı ve asılsızdır. Bu hususta tarafıma yapılmış hiç bir teklif olmadığı gibi, şahsımın da bu yönde herhangi bir teması, görüşmesi, talebi, başvurusu, beklentisi veya düşüncesi olmamıştır. Nitekim bu gerçekdışı ‘kulis bilgisi’nin yayılmasından sonra beni arayan yurttaşlarıma, dostlarıma böyle bir hususun aklımın ucundan dahi geçmediğini, üstelik bunun tarafıma kurulan bir ‘tuzak’ olduğunu ve bu tuzağa düşmeyeceğimi, bu söylentilerin bilinçli olarak şahsımı yıpratma ve itibarsızlaştırma maksadını taşıdığını da belirttim, bunu bazı toplantılarda da açıkladım. Bu hususta bir düşüncem veya temasımın olmaması bir yana, bu yönde herhangi bir kimseye adıma hareket etme, temasta bulunma gibi bir yetki de vermiş değilim. Eğer birileri ‘durumdan vazife’ çıkararak benim dahlim, bilgim veya onayım olmaksızın bazı girişimlerde bulunmuş ise, bu da benim dışımda olup şahsımı bağlamamaktadır. Kaldı ki benim konumumdaki bir kişinin böyle bir durumda aracılar kullanmaya gerek duymayacağı açıktır. Nitekim bay Aksakal da şahsımla görüşmediğini, il başkanlığı ‘vasıtasıyla’ Kadıköy’den aday olmak ‘istediğimin’ söylendiğini belirterek gerçek dışılığı ortaya koymaktadır. Nitekim benim DSP il başkanlığı veya herhangi bir yetkiliyle de bir temasım olmadığı gibi bu hususta kimseye de yetki, izin veya onay vermiş değilim. Dolayısıyla iddia edildiği gibi bir talep veya başvurum olmamıştır ki reddedilmiş olayım…”

“BU GERÇEKDIŞI İDDİANIN DSP’YE SİYASİ BİR YARAR DA SAĞLAMAYACAĞI ORTADADIR”

Kocasakal açıklamasının şu satırlarla sürdürdü:

“Kaldı ki bu yalanları gerçekmiş gibi dile getirenler, benim kamu görevlisi olduğumu, buna bağlı olarak da istifa süresinin çoktan dolmuş olduğunu (1 Aralık 2018) dahi unutmuş görünmektedir! Nitekim 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen kütükleri Hakkındaki Kanun uyarınca Yüksek Seçim Kurulu 23.10.2018 tarih ve 1036 sayılı kararı ile; 2019 mahalli seçimlerinde aday olmak isteyen kamu görevlilerinin en geç 1 Aralık 2018 tarihine kadar istifa etmelerinin zorunlu olduğuna, bu tarihten sonra istifa edenlerin 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak mahalli idareler seçiminde aday olamayacaklarına karar vermiştir. Görüldüğü gibi halen görevimin başında bir kamu görevlisi olarak ve hukuku da bilen bir kişi olarak; Kadıköy belediye başkanlığı için ‘il başkanlığına’ başvurduğum yönündeki iddianın, bu haliyle dahi ne denli gerçek dışı ve temelsiz olduğu ortaya çıkmaktadır. Öyle ya zamanında istifa etmediğime göre, hukuken mümkün olmayan, olmayacak bir ‘adaylık’ için nasıl bir talepte bulunmuş veya başvuru yapmış olabilirim?

Bu gerçek dışı iddiayı ortaya atanların maksadının şahsımı yıpratmak, itibarsızlaştırmak olduğu açıktır. Bunun arkasında kimlerin olduğu ve olabileceği de biraz üzerinde düşünülürse kolaylıkla tespit edilebilir. DSP genel başkanı bay Önder Aksakal’ın, her durumda gereği gibi araştırma yapmaksızın, şahsımı arayıp gerçekliğini sorgulamaksızın, üstelik her durumda nezaket dışı bir üslupla bu iddiayı dile getirmesinin etik ve estetik yönü bir tarafa; gerçek dışı olsa da,  kendi kabullerine göre ‘şahsımın reddedilmiş’ olmasının, ‘görüşme dahi yapmamış’ olmasının DSP’ye ve kendisine ne gibi bir siyasi itibar ve katkı sağlayacağını da anlayabilmiş değilim. Bu gerçekdışı iddianın DSP’ye siyasi bir yarar da sağlamayacağı ortadadır. Sanıldığının aksine reklamın iyisi yanında kötüsünün de olduğunu belirtmek isterim. Üstelik Bay Aksakal, ‘kriterlerimize uymayan kimseyi partiye almıyoruz’ derken; kendi gerçekdışı kabul ve beyanına göre dahi zımnen de olsa; bugüne dek ortaya koyduğum siyasi çizgi ve duruşum karşısında, benim ilkelerimin ve kriterlerimin DSP’nin bugünkü mevcut yapısına ve çizgisine ‘uyduğu’, ‘uyacağı’, dolayısıyla böyle bir başvuruda bulunabileceğim sonucuna bay Aksakal nereden ve nasıl ulaşmaktadır? Kendisi herhalde beni başkalarıyla karıştırmaktadır. Yine kendi beyan ve kabulüne göre ‘DSP’yi aşağılayanı partiye almıyoruz’  ifadesi karşısında geçmişte ne zaman kendilerini, DSP’yi ‘aşağıladığım, hakaret ettiğim’ de yine gerçekdışı bir olmaktadır. Oysa bugüne dek bu hususta tek bir beyan veya değerlendirmem bulunmamaktadır.”

“BAZEN ÇAMUR, ATILAN KİŞİYE DEĞİL ATANA YAPIŞIR”

Açıklamasında “Kısacası neresinden bakılırsa tamamen gerçekdışı, tutarsız, etik ve estetik dışı bir durum söz konusudur” diyen Ümit Kocasakal şöyle devam etti:

“Bu ise siyasi ahlaka, dürüstlüğe, etiğe, nezakete yakışmayan bir durum olduğu gibi bunun, rahmetli Bülent Ecevit gibi hayatının her alanında etik ve estetiği, dürüstlüğü ön planda tutmuş değerli bir siyasetçinin kurduğu bir partide yaşanması daha da üzücü ve düşündürücüdür. Bay Aksakal’a tavsiyem bu tür gerçekdışı, hayali hususlarla uğraşmaktan ziyade; bizzat Partisinin genel başkanı bay Uğur Gürel’in ‘Yerimizi bile bilmeyen iktidara yakın medya son dönemde her gün geliyor’ açıklamasının üzerinde düşünmesi ve her durumda son günlerde medyada konuşuyor ve konuşuluyor olmasının ‘tadını çıkarması’dır. Herkes işine bakmalıdır. Yine herkes ‘siyaset yapmak’ adı altında istediği role soyunabilir, bu kendilerinin bileceği bir iştir. Ancak kimsenin adımı ve şahsımı gündelik siyasi planlamalarına karıştırma, bu şekilde adını daha da fazla duyurma gibi bir hakkı ve haddi bulunmamaktadır. Herkes bunun hukuki ve siyasi sonuçlarını iyi hesaplamalıdır. Yine hatırlatmak isterim ki bazen çamur, atılan kişiye değil atana yapışır…

Elbette ki her düzeyde ülkeme hizmet etmeyi isterim ve şartları oluştuğunda da bundan kaçınmam. Bununla birlikte geçmişte çok kez dile getirdiğim ve pratikte de örneklerini sergilediğim üzere; ülkeme hizmet etme, Cumhuriyete borcumu ödeme duygu ve düşüncesi dışında şahsi bir ikbal, makam, mevki kaygım veya beklentim bulunmamaktadır. Hiç kimsenin küçük ve kısır gündelik siyasi hesapları veya çekişmelerinin, küçük oyunlarının içinde yer almaya da niyetim yoktur. Bugüne dek ortaya koyduğum duruş ve ilkelerimi bilen yurttaşlarımın da, DSP tabanının ve örgütünün de bu yalanlara itibar etmeyeceğine, gerekli değerlendirmeyi yapacağına da inancım tamdır. Her durumda; bugünkü siyasi çizgisine, yönetimine, yönetenlerine ciddi eleştirilerim ve ilkesel/ideolojik siyasi karşıtlığım bulunsa da halen Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olduğumu ve Partinin kurucu ilkelerine dönmesi hususunda mücadele verdiğimi, her türlü hareketimde şahsi bir beklenti ile değil kamuoyunun yakından bildiği belli ilkelerle hareket ettiğimi, bu hususlarda esneme payımın bulunmadığını da hatırlatırım.

Tüm bu yaşanlar dahi ülkemizde siyasetin ne denli kirlendiğini ve tıkandığını gösterebilmektedir. Oysa siyaset bir meslek veya hobi olmadığı gibi, belli ilkelere, belirgin bir çizgiye, etik ve estetik değerlere, omurgalı ve tutarlı bir duruşa sahip olmadığında ne yazık ki bir rant ve şahsi tatmin kapısı olmaktan öte geçmeyen bir kirliliğin kılıfı olabilmektedir. Nitekim bunun örnekleri özellikle seçim dönemlerindeki hiç bir düşünsel içerik taşımayan sahte destek veya tepkilerde, baş döndürücü yer değiştirmelerde, savrulmalarda çokça görülmektedir.”

İÇİ DOLDURULAMAYAN BOŞ KARŞITLIKLARLA BUNUN ÜSTESİNDEN GELİNEMEZ”

Prof. Dr. Kocasakal, açıklamasını şöyle noktaladı:

“İlkelere, ideolojik/düşünsel bir netliğe ve duruşa, ehliyet ve liyakate dayanmayan yapıların; etnik, mezhepsel, bölgesel ‘kontenjan’lara, eş-dost, ahbap-çavuş ilişkilerine, ahlaksız teklif ve vaatlere, popülist savrulmalara, aday gösterilmemeye bağlı sözde ‘küskünlük’lere dayalı aday belirlemelerinde benim gibi insanlara yer olmadığı gibi benim de böyle ilkesiz bir ortamda bulunmam, bazı kişilerle yan yana olabilmem mümkün değildir. Her dönemde ortaya çıkan ve artık bıkkınlık veren, ‘ben’ dışında başkaca bir zamir kullanmayan ilkesiz kişilerin topluma yapacağı bir katkı da bulunmamaktadır.

Yukarıda belirttiğim üzere yurttaşlarımın, gerçekdışı ve muhtemelen maksatlı söylem ve yalanlarla ismimi ortaya atarak şahsımı da bu kirliliğin içine çekmeye yönelik girişimlere itibar etmeyeceğine inanmaktayım. Her durumda doğru bildiğim yolda yürümeye devam edeceğim. Bu tür faili belli siyasi ‘suikast’ girişimleri de beni bu yoldan döndüremez.

Büyük resmi, ülkenin getirildiği ve götürüldüğü noktayı göremeyenler, öyle anlaşılmaktadır ki olup biteni hala anlayamamaktadırlar. Oysa Türkiye’nin sorunu, bir ilin, ilçenin veya beldenin belediye başkanlığını kazanma veya kaybetmenin, şahsi beklenti veya kaygıların çok ötesindedir, daha derinlerdedir. Gerçekten de iç ve dış kuşatma ve saldırı altındaki Türkiye’nin değerleri aşındırılmış, ‘hukuk devleti’ kavramında yer alan hem hukuk hem de devlet çökertilmiş, ‘ittifak’ adı altında yurttaşların arasına nifak sokularak toplum kutuplaştırılmıştır. Kısacası ülke yön duygusunu yitirmiş; kötü bir kaptan ve mürettebat ile yanlış bir rotada felakete sürüklenmektedir. ‘Aynı gemide’ olmak bu gerçeği değiştirmediği gibi, bu saptamayı yapmaya da engel değildir.

Tüm bunların sebebi de Türkiye’nin küresel bir planlama dahilinde Cumhuriyet değerlerinden ve Atatürk çizgisinden uzaklaştırılmasıdır. Gündelik siyasetin rüzgarında savrulmalarla, ilkesiz popülist söylem ve eylemlerle, gerçeği gizleyen maskelerle, içi doldurulamayan boş karşıtlıklarla bunun üstesinden gelinemez.

İşte bu ‘ahval ve şerait’ altında, gerçekten ülkeye ve yurttaşa hizmet etme dışında  bazıları için farklı bir anlam taşıyan belediye başkanı olmaktan ziyade, ülkeyi tekrar kurucu değerlerine döndürecek bütüncül yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Bu ise; her dönemin ‘kurtarıcılarından’, koltuk sevdalılarından çok, bu yolda kararlılık ve inançla yürüyecek sağlam, inançlı, ilkeli, yürekli, namuslu, temiz insanların işidir. Bunun er geç olacağına da eminim.

Sonuç olarak ülkeme, halkıma her düzeyde hizmet etmeye de, her türlü özveriye de, gerektiğinde her türlü bedeli ödemeye de hazırım. Ancak ilkelere, ideolojik netliğe, belirgin bir çizgiye sahip olmayan, ortak milli vicdanı temsil etmeyen, halka dayanmayan, varış noktası ve rotası belli olmayan, ilkesiz, kurgulu ve güdümlü ortamlarda yerim yoktur ve olmayacaktır.

Kurtuluş; kuruluşta, Atatürk’te, her alanda O’nun politikalarına geri dönmektedir.

Gerisi laf-ı güzaftır.”

Odatv.com – 25.02.2019 – 17:54

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*