11.11.2019

Sivas’ta Damat Ferit’in ihaneti

Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ağustos töreninde Saray bahçesinde konuştu. 100 sene önce Milli Mücadele sırasında “iç cephe”deki hainlere değindi. 1) Mandacılar…2) Çapulcular… dedi.

Ama 3) İşbirlikçiler… demedi. Oysa Milli Mücadele’yi arkadan hançerleyenler esas bu işbirlikçilerdi. Kaderlerini İngiliz emperyalizmine teslim eden, Yunanlıların Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadele’yi tepelemesini bekleyen Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi İngiliz işbirlikçisi hainlerdi…

Kerem Çalışkan
Kerem Çalışkan

Milli Mücadele sırasında İngiliz parasıyla Halife Ordusu kurup, Kuvayi Milliye’yi ezmeye çalışan padişah ve sadrazamın ihanetini göz ardı ederseniz, Milli Mücadele hakkında ne söylerseniz söyleyin, İstiklal Caddesi’nde havaya sabun köpüğü üfleyen satıcılara benzersiniz…

Erdoğan aslında bugünlerde “Milli Mücadele-iç cephe” derken, AKP’nin “iç cephe”sini kastediyor. Kendisine karşı yeni bir siyasi hareketlenme içine giren Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu’na “Mandacılar, çapulcular” diye göndermeler yapıyor…

Gerek Erdoğan, gerek Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu iktidarda oldukları 17 yıl boyunca Milli Mücadele sırasında “padişah ve sadrazamın ihaneti” hakkında tek laf etmediler. FETÖ de etmedi.

Çünkü hepsi birden Türkiye tarihini tersten okuyan, Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve Milli Mücadele’ye karşı çıkan, Osmanlı hayalleri kuran çevrelerin rahle-i tedrisinde yetiştiler. Onlar Türkiye tarihini Nutuk’tan değil, Said-i Nursi, Necip Fazıl, Fesli Kadir gibi İslamcı ideoloji satanlardan öğrendiler.

Şimdi sanki ayrı siyasi kişiliklermiş, farklı ideolojiden, farklı davaların adamıymış gibi duran Erdoğan-Gül-Babacan-Davutoğlu takımı, hepsi birden “Milli Mücadele’de padişah ve sadrazamın ihanetini” görmezden gelen aynı çarpık ideolojinin, aynı siyasal İslamcı ideolojinin esirleridir. Aynı ideolojik körlük içindedirler. Hepsi aynı yolun yolcusudur…

DAMAT FERİT’İN TUTTUĞU YOL

100 sene önceki ihanet siyaseti, onların değinmekten bile kaçındıkları Damat Ferit’in güttüğü siyasettir… Mustafa Kemal 4-11 Eylül’de Sivas Kongresi’ni toplarken, Sadrazam Damat Ferit ve bakanları, Ali Galip adlı bir haine para ve güç vererek, Kürt aşiretleri toplayıp, İngiliz desteği ile Sivas Kongresi’ni bastırmaya çalışıyorlardı.

Evet, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Milli Mücadele’nin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarihi Sivas Kongresi’nin 100. yılını kutluyoruz. Ne güzel…

İlgili gazetelerde Sivas Kongresi üzerine yazılar, analizler, anılar yayınlanıyor… CHP, Sivas’ta MKYK’yı toplayarak, Atatürk’ün CHP’nin asıl kuruluş tarihi olarak vurguladığı 4 Eylül 1919’a bir jest ve gönderme yapıyor… Bu da güzel… Yani CHP’nin Sivas’ta Mustafa Kemal’e saygı duruşu yapması…

Peki Sivas Kongresi Mustafa Kemal açısından nedir? Önemi ve anlamı nedir?

SİVAS KONGRESİ’NİN ÖNEMİ DAMAT FERİT’İN DÜŞMESİDİR

Mustafa Kemal açısından Sivas’ın anlamı, o sırada sadrazam olan Damat Ferit’in ihaneti ve Mustafa Kemal’in bu ihaneti, bu alçakça kumpası açığa çıkarıp gözler önüne sererek, kongrenin son günü, Damat Ferit Hükümeti ile Anadolu’nun irtibatını kesmesi ve bunun sonucu Eylül ayı sonunda İngiliz işbirlikçisi Damat Ferit Hükümeti’ni düşürmesidir… Bunun sonucunda Saray ve padişahın Anadolu’da milli hareketi temsil eden Heyeti Milliye’yi, yani Mustafa Kemal’i resmen tanımasıdır…

Sivas’ın Mustafa Kemal açısından büyük başarısı ve anlamı budur…

Peki, Sadrazam Damat Ferit’in Sivas’taki ihaneti ve alçakça kumpası nedir?

Mustafa Kemal, Sivas Kongresi sırasında Saray’ın adamı, Milli Mücadele düşmanı Harput Valisi Ali Galip’in Malatya’da, Sivas’a baskın yapmak için birtakım hazırlıklara giriştiğini öğrendi. Derhal önlem aldı. Kongreye fazla sezdirmeden, bu bölgeye çevreden bazı birlikler sevk etti. Ayrıca Sivas’tan Recep Zühtü ve Kılıç Ali gibi güvendiği isimleri o bölgeye yolladı.

Sonunda yakalanacağını anlayan Ali Galip ve ekibi, Malatya’da hükümet konağı veznesini açarak aldıkları 6 bin lirayı, tüm evrakları ve belgeleri ortada bırakarak apar topar kaçıyorlar. Para ve evraklar, Sivas’a Mustafa Kemal’e getiriliyor.

İKİ BAKANIN ÇOK GİZLİ İHANET KUMPASI

Bu belgelerden biri “çok gizli” bir telgraf. Telgrafta Damat Ferit’in iki bakanı, İçişleri Bakanı Adil Bey ile, Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) Süleyman Şefik’in imzaları var. Telgrafın başında, padişaha sunulup onayının alındığı ve bu konuda yönergenin de geleceği belirtiliyor.

Damat Ferit’in bu iki bakanı, çok gizli kaydıyla (ailesine bile haber vermeden), Harput Valisi Ali Galip’in, Kürt aşiretlerden 100-150 kadar silahlı adam toplayarak, Sivas’ta kongreyi basmasını, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını tutuklamasını istiyorlar. Kürtlere verilecek parayı de vilayet kasasından temin edebileceğini söylüyorlar. Ali Galip parayı kasadan alıyor, ancak telaştan orada bırakıp kaçıyor…

Ali Galip’in Rakka’da Kürt aşiretler ve İngiliz istihbarat subayı Novil’in (Noel) desteği ile oluşturmaya çalıştığı çete, Mustafa Kemal’in karşı önlemleriyle kısa sürede dağılıyor.

Ancak bu belgeleri ele geçiren Mustafa Kemal, bakanların bu hain kumpasının Damat Ferit ve Saray’ın bilgisi dahilinde yapıldığından hareketle, yeni bir siyasi hamle yapıyor.

Nutuk’ta bu sürece 50 sayfa gibi kapsamlı bir yer ayıran Mustafa Kemal, bu olayda siyasi bir taktik uygulayarak, padişahı görmezden gelip, doğrudan Sadrazam Damat Ferit’i hedef aldıklarını anlatır…

MUSTAF KEMAL’DEN DAMAT FERİT’E ULTİMATOM

Mustafa Kemal, padişaha, bu hain kumpas nedeniyle, Damat Ferit’in artık o görevde kalamayacağını belirten telgraflar çekmeye ve çektirmeye başlar. Damat Ferit’e de 11 Eylül gecesi, sabaha karşı saat 4’te bir ultimatom çekerek “Eğer bir saat içinde bu telgrafları padişaha ulaştırmaz ve engeller ise, Anadolu ile tüm iletişimi” keseceğini belirtir.

12 Eylül 1919 sabahı saat 5’te Mustafa Kemal, İstanbul’un ve Saray’ın Anadolu ile tüm telgraf haberleşmesini keser. İstanbul’da Saray ve hükümet artık sağır, kör ve dilsiz olmuştur…

Mustafa Kemal’e bu konuda, başta 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir olmak üzere bazı tepki ve eleştiriler de gelir. Ancak Mustafa Kemal “Sabredin, göreceksiniz” der…

VE DAMAT FERİT ÇEKİLMEK ZORUNDA KALIR

Eylül ayı sonuna kadar direnen Damat Ferit, 1 Ekim 1919’da istifasını vermek zorunda kalır.

Bu Mustafa Kemal için büyük bir başarıdır. Samsun’a çıktıktan 4 ay, Sivas Kongresi’nden 18 gün sonra Damat Ferit Hükümetini düşürmüştür… Yerine Milli Mücadele’yi resmen tanıyan ve görüşmeler yapan Ali Rıza Paşa Hükümeti gelir…

Damat Ferit’in, Kürtleri kullanarak İngiliz desteği ile Sivas’ta Milli Mücadele’yi boğma planı suya düşmüş ve Mustafa Kemal bu silahı ters çevirip, hain Damat Ferit’i vurup yere sermiştir…

Erdoğan-Gül-Babacan-Davutoğlu söyleseler de, söylemeseler de Sivas Kongresi’nin gerçeği budur…

Umarız Sivas’ta toplanacak olan CHP yönetimi de, bugün siyasi ittifak yaptığı bazı Kürt siyasi çevrelere, 100 yıl önce Kürtler üzerinden tezgahlanan emperyalist kumpasları hatırlatarak, benzer tuzaklara 100 yıl sonra tekrar düşmemeleri konusunda onları uyarır. Yani Mustafa Kemal’in tuttuğu yoldan gider…

GÖZLERİ VAR GÖRMEZLER

1919 ve Mustafa Kemal’in Milli Mücadele tarihi, ders almasını bilenler için 100 yıllık derslerle doludur…

Kendi tarihini, geçmişini bilmeyenler, öğrenmeyenler ve reddedenler ise o “kutsal söz”de tarif edildiği gibidirler…

Gözleri var, görmezler…

Kulakları var, duymazlar…

Ağızları var, söylemezler…

Kerem Çalışkan

Odatv.com – 03.09.2019 – 11:42

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*