18.07.2018

Türk gazeteciliği üzerinde kara bulutlar

NEU-ISENBURG – Avrupa’daki günlük Türkçe gazetelerin bir çıkmaza girdiğini okurlar kadar sektörün uzmanları da artık açıkça itiraf ediyor. Hürriyet’in eski Yurtdışı Yayınlar Yönetmeni Halit Çelikbudak, geçen yıl yayımladığı “Beyaz Yerler Siyah Olacak – Türk Gazeteciliğinin Avrupa Macerası” adlı kitabında, Hürriyet’in ve Avrupa’daki Türk gazetelerinin genel bir dökümünü çıkarmıştı. Çelikbudak, Avrupa’daki Türkçe haberciliğin ve gazetelerin geleceğiyle ilgili sorularımızı yanıtlarken, karamsar bir tablo çizdi.AYPA-20160305-1555-Bizim-Hessen-OC--Beyaz-Yerler-515x850

– Sizce Avrupa’daki Türkçe gazeteler nasıl bir dönemden geçiyor?
HALİT ÇELİKBUDAK – Avrupa’daki Türkçe gazeteler, genel olarak dünyada yazılı basının yaşadığı hızlı değişimden nasibini alırken bir de özel konumları dolayısıyla yani kendi ülkesinden başka bir ülkede etnik azınlığa hitap etmenin sorunlarını sırtında taşıyor. Bilindiği gibi Türkiye’den Almanya’ya işgücü göçünün başlamasıyla Türkçe gazeteler de önce Almanya’ya gelmişler. Önce uçaklarla getirilip satılmış, daha sonra da matbaalarını kurmuşlar. Almanya’ya gelenlerin memleketten haber ihtiyacını karşılamışlar. O dönemin teknolojik imkanlarıyla Türkiye’den bir gün gecikmeli olarak yayınlanan bu gazeteler büyük rağbet görmüş. Çünkü alternatifi yok. O dönemin satış rakamları da bunu gösteriyor zaten. Tercüman’ın gazete pazarındaki liderliği Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra Hürriyet’e geçmiş. Hürriyet bir daha da bu liderliği kaptırmadığı gibi arayı daha da açmış. Hürriyet daha sonra bir atılım ile Avrupa Sayfaları adı altında Avrupa haberleri için özel bir bölüm açmış. Ardından gazete kalıplarını uçakla getirmek yerine sayfaları elektronik sistemle alarak günlük baskıya geçerek ikinci bir atılım gerçekleştirmiş. Dolayısıyla Hürriyet’in belirli aralıklarla teknolojide günün şartlarına ayak uydurması, yenilikler yapması, pazarda açık arayla liderliği korumasına yetmiş.

– Ancak tiraj daha sonra düşmeye başlamış…
HALİT ÇELİKBUDAK – Evet, konu da bu zaten. Bu konuda daha önceki yıllarda Hürriyet’te görev yapanları suçlamak sanırım haksızlık olur. Onlar tüm emeklerini Hürriyet için ortaya koymuşlar. Ama bazen sadece çok çalışmak, pazarda lider olmak yetmiyor. Geleceği görüp konumlanmak gerekiyor. Sebeplerin bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
a) Almanya’da bir zamanlar dev firmalar vardı. AEG, Blaupunkt, Telefunken, Schaub Lorenz gibi… Her biri sektöründe liderdi. Bugün bunları hatırlayan azdır. Hepsi yok oldu gitti. Değişen şartlara ayak uyduramadılar. Türkçe gazeteler de değişen şartları görmediler veya göremediler.
b) Örneğin tirajlarda ilk kırılma noktası Türk televizyonlarının uydu üzerinden yayına başlamasıdır. İlk önceleri bu televizyon kanallarının programlarını yayınlamak tiraj getirdi. Bu çok sevindirdi, ama bu bir süre sonra gazetelerin tirajlarını etkilemeye başladı.
c) Daha sonra dünya internetle tanıştı. Dijital devrim giderek dev adımlarla ilerlerken gazeteler Türkiye’de refleks göstermediği için Avrupa baskılarında da herhangi bir kıpırdama olmadı. İnternet yayıncılığı önceleri sadece gazetedeki haberleri internete taşımak gibi algılandığı için gazetelerde yer alan haberleri internette daha önce okuma fırsatı doğması gazetenin etkisini azaltmaya başladı.
d) Avrupa’daki Türk veya Türk kökenli nüfus yapısında değişiklik yokmuş gibi yayına devam edildi. Gazetelerin sadık okurları birinci nesil artık vefat ediyordu veya emekli olmuştu ve yılın büyük büyük bölümünü Türkiye’de geçiriyordu. Artık Türkçeye doğru dürüst hakim olmayan, Türkiye ile bağları sadece yaz tatili dolayısıyla olan üçüncü nesil yetişmeye başlamıştı. Gençler gazeteyi okuyamadığı gibi gazetedeki Türkiye haberleri onlar için bir anlam ifade etmemeye başladı.
e) Her şeyden önemlisi gazetelerin sermayesi olan insana yıllarca yatırım yapılmamıştı. Bu da haberlere yansıyordu. Alman veya diğer yabancı gazetelerden tercüme alışkanlığından bir türlü vazgeçilemiyordu.

– Avrupa’da ticari bir anlama sahip tek gazete Hürriyet’ti. Hâlâ da öyle. Ancak bu gazete de satış rakamlarında büyük düşüş yaşadı. Diğer gazeteler ise yok gibi bir şey. Bunlar teknolojideki yeniliklerden kaynaklanmıyor herhalde yalnızca…

HALİT ÇELİKBUDAK – Teknolojik değişimlerin üzerine ayrıca etnik gazeteciliğin sorunları da ekleniyor. New York Times gazetesinden bir meslektaş bir keresinde bana şöyle dedi. Zaten bu söylediği de gazetede yayınlandı: “Meslektaşım, yaptığınız yayıncılığı hiç anlamıyorum. Dünyanın en zor işini yapıyorsunuz. Türkiye’yi tanımayan, Türkçe bilmeyen gençlere Türkiye haberleriyle dolu Türkçe gazeteyi satmaya çalışıyorsunuz. Tanrı yardımcınız olsun.”

– Çözüm üretilemez miydi?
HALİT ÇELİKBUDAK – Tabii ki çözüm üretilebilirdi. Ama maalesef bunun böyle yıllarca gideceği düşünülüyordu herhalde. Bilindiği gibi Avrupa’daki Türkçe gazetelerin idare merkezleri İstanbul’da. Türkiye’deki ana gazeteler zaten büyük zorluklar yaşadığı için Avrupa’daki yavrularına ayıracak vakitleri yoktu diye düşünüyorum. En azından Avrupa’da üniversitelerle, gazetecilik fakülteleriyle işbirliği içinde araştırma yapılabilir, çözümler üretilebilirdi.
Kağıt gazeteyi soruyorsanız eldeki veriler gösteriyor ki, kaliteli bir kağıt gazete daha bir süre devam edecek. Ama Avrupa’da yayımlanan Türkçe bir gazetede, Avrupa algısı olmalı. Artık yerellik daha da büyük önem kazandı. Avrupa’da önemli bir tiraja sahip gazeteler daha çok yerel gazeteler. Türkler çeşitli ülkelere dağılmış. Dolayısıyla gazete ülkeler için de farklı olmalı. Çünkü her ülkede yaşayanın beklentisi, yaşamı farklı. Hürriyet, 2000’den sonra beş ayrı matbaada basılarak Avrupa’da büyük bir devrim gerçekleştirmişti bana göre. Ama bundan daha sonra pahalı olduğu gerekçesiyle vazgeçildi.

– Avrupa’da Türkçe bir gazetecilik-habercilik olacak mı? Olursa, bu eskisinden ne gibi farklar taşıyacak?
HALİT ÇELİKBUDAK – Bu haliyle Türkçe bir gazetecilik bence gelecekte zor gözüküyor. Çünkü sürekli zarar eden bir gazeteyi yıllarca ayakta tutmanın bir anlamı olabilir mi? Birden fazla işten oluşan geniş bir iş modelinin parçası olan gazete zarar etse de belki modeli taşıyıcı olarak kabul edilebilir. Ama tek başına yıllardır zarar eden bir gazeteyi sürekli ayakta tutmak bir süre sonra şüphe uyandırır ve inandırıcılığını kaybeder diye düşünüyorum.
Almanya’da veya Avrupa’da değişik bir model ile Türkçe gazetecilik olabilir. Bu konuda çalışmalar yapan bazı Alman medya gruplarının olduğunu biliyorum.

– Almanya’da toplam tirajları yüz binleri bulan aylık ve yerel Türkçe gazeteler basılıp dağıtılıyor. Bunlar ilanla yaşıyor ve birçoğunun internet sayfası da var. Siz bu olguyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
HALİT ÇELİKBUDAK – Bu gazeteleri kitabımda da ülkelere göre detaylı anlattım. Bu, yazılı basında farklı bir kulvar. Bunlar sonunda ilan geliriyle yaşayabilen gazeteler. Çoğu aylık, bir kısmı iki haftalık. Bunların arasında haftalık olan çok az. Genelde tabloid formattaki bu gazeteler gazeteciliğe gönül vermiş cefakâr arkadaşlar tarafından yayınlanıyor. Çektikleri çileleri yakından biliyorum. Ancak kendilerine veya yardımcı olan birkaç kişiye gelir temin edebilen bu gazeteler doğal olarak Türklerin olduğu kentlerde veya bölgelerde yoğunlaşıyor. Bu yoğunluk reklam pazarında rekabete yol açıyor. Reklam fiyatlarını inanılmaz ölçülerde aşağı çeken kıyasıya rekabet, bu gazetelerin kaliteli olmasını engelliyor. (FHF)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*