07.12.2019

“TÜRKÇE, CEMAATLERE TESLİM EDİLEMEYECEK KADAR KUTSALDIR”

Almanya’da kan kaybeden “Türkçe” dersleri için alarm veriliyor. AKP hükümetinin Türkçe derslerini cemaatlerin çatısı altına yerleştirme politikası ülkede Türkçe derslerine ilgiyi her geçen gün azaltmaya devam ediyor.

Almanya’da T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) “Hafta sonu Okulları” programı Türk velileri kaygılandıran boyutlara ulaştı. Yurtdışında yaşayan çocuk ve gençlerimize dönük söz konusu program, 9 ülkede Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarının çatısı altına sokulmasını ön görüyor. Uzmanlar ve Türkçe gönüllüleri, YTB’nin yurtdışındaki “Hafta sonu Okulları Programları”nın Türkçenin ve Türk çocuklarının geleceği açısından büyük tehlike oluşturduğuna işaret ediyorlar.

Almanya’da Türkçenin kritik durumu dolayısıyla Baden Württemberg Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Stuttgart kentindeki lokalinde “Ben Anadilim Geleceğim” başlıklı bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

Toplantıya Esslingen Nürtingen Türk Okul Aile Birlikleri Derneği ve eğitim, uyum ve göçmen kuruluşu Bund Bik Başkanı Güven Toymaz da katıldı.

 

HAFTA SONU OKULLARI MÜCADELEYİ İMKÂNSIZ HALE GETİRDİ

Güven Toymaz konuşmasında “Şu anki haliyle, anadil derslerine katılan Türk çocuklarının Türkçe temel dilbilgisinden, yazı diline hâkimiyetinden söz etmek tam bir naiflik olur” diyerek durumun çok vahim olduğunun altını çizdi. “Çalan alarm zillerine” dikkat çeken Bund Bik Başkanı, şöyle devam etti:

“Alman siyasileri, özellikle eğitim-öğretim konularında üzerlerine düşen maddi, organik ve pedagojik sorumlulukları yerine getirmezken, diğer yandan T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nın (YTB) ‘Hafta Sonu Okulları’ programı ile Türkçe derslerinin durumunu içinden çıkılmaz bir duruma getireceğini ve bu durumun Türk velileri kaygılandıran boyutlara ulaştığının bilinmesini isteriz. Almanya’daki Türk sivil toplum örgütleri uzun yıllardan bu yana Türkçenin müfredata alınması için mücadele ederken, ne yazık ki, katedilen mesafe yetersiz olup, ‘Hafta Sonu Okulları’ programı ile bu mücadele imkânsız hale gelmektedir.

Alman devlet okullarında Türk öğrencilere yaklaşık 40 yıldan bu yana sunulan Türkçe dil dersleri ise neredeyse onlarca yıldır tam bir yılan hikâyesine dönmüş durumdadır.

Geldiğimiz nokta itibarı ile Almanya’daki ‘Türkçenin imajı’ yürekleri burkmakla birlikte Türkçeye olan ilginin ne yazık ki gittikçe daha da azaldığını endişeyle gözlemek durumunda kalıyoruz. Almanya’ya Türk işgücü göçünün ardından konsolosluklar ve kısmen eyalet eğitim bakanlıkları aracılığı ile verilen anadil dersleri kapsamındaki Türkçe derslerinin birçok eyalette not ortalamasına bir etkisi bulunmamakta ve bu dersler genelde öğleden sonrası normal okul saatleri dışında verilmektedir. Türkçeye yönelik ilgisizlik aynı zamanda Almancadaki yetersizliği ve öğrencilerimizin okuldaki başarısızlığını beraberinde getirmektedir. Çocuklarımızın önemli bir kısmının her iki dilde de yazılı ve sözlü olarak son derece yetersiz kalmalarına neden olmaktadır.

Bu üzücü durum ise çocuklarımızın sonraki meslek ve iş yaşamlarında son derece başarısız ve sağlıksız, telafisi zor gelişmelere yol açmaktadır. Alman eğitim sistemindeki bu son derece kaygı veren gelişmeler, süreç içerisinde yaşadığımız topluma ve Almanya‘ya çok daha büyük ekonomik ve sosyal maliyetlere yol açmaktadır. Üstelik sadece Türkçe derslerinin verilmesi de yetmez onun yanında kültür, spor, sinema, müzik, folklor, tiyatro gibi derslerin tamamlayıcı rolünü de göz ardı etmemek gerekiyor.

İKİDİLLİ TÜRKÇE ÖĞRETMENİ İHTİYACI

Bu bağlamda Almanya’da yetişmiş ikidilli Türkçe öğretmenleri de büyük önem taşımaktadır. Maalesef Almanya genelinde Duisburg-Essen Üniversitesindeki ‘Türkistik’ bölümü dışında Türkçe öğretmen yetiştirecek tek bir kurum kalmamıştır. Söz konusu bölümden de sadece ortaokul ve lise düzeyindeki okullar için öğretmen yetişmektedir. Oysa ihtiyaç ilkokullarda Türkçe dersleri için Türkçe öğretmenleridir. Ne yazık ki, ilkokullarda Türkçe dersleri için Türkçe öğretmenleri yetiştirecek hiçbir kurum bulunmamaktadır. Yine söz konusu bölüm son yıllarda ciddi değişime uğrayarak, öğretmen yetiştirme yeterliliği zayıflatılmış, Türkiye ile ve Almanya’daki Türk toplumuyla bağlarını koparmış siyasi bir konuma sürüklenmiştir.

“TÜRKÇE DERSLERİ SİSTEMDEN TAMAMEN ÇIKABİLİR”

Önemli gördüğümüz bir başka konu ise Türkiye Cumhuriyeti Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu Başkanlığı’nın (YTB) maddi desteği ile Almanya genelinde ‘Anadolu Okulları’ adı altında bir takım kurslar üzerinden değişik eğitim dışı dernek ve kuruluşların desteklenmesidir. Bu, ileride sonuçları açısından büyük sorunlara yol açacak ve uzun vadede Türkçe derslerinin tamamen Alman okul sisteminden çıkarılması tehlikesini beraberinde getirecek bir sürecin önünü açacak durumdadır. Özellikle Türk kültürü ve Türkçe dersleri konusunda sırtını konsolosluk modeline yaslamış bir modelle yaşamak zorunda bırakıldık.

Öte yandan elbette en baştan bu yana verilen devlet desteğine teşekkür etmeyi ise borç biliriz. Ancak bugün dünya değişti, jenerasyon değişti, ihtiyaçlar değişti.

“ENDİŞELERİMİZİ DEFALARCA DİLE GETİRDİK”

Diğer yandan halen Türkçe derslerinin geleceği Alman Eğitim bakanlığının inisiyatifine, eğitim dairelerinin keyfine, hatta okul müdürlerinin iki dudağının arasına bırakılmıştır. Almanya´da yaşayan her beş kişiden birinin göçmen kökenli olduğu düşünülürse, Türkçe anadilinin, Almanya´da yaşayan Türk ve Türk kökenli insanın ihtiyacı olduğunu ve bunun kasıtlı olarak gerektiği değeri görmediğini düşünmekteyiz. Bu konulardaki düşünce, sorun, talep ve çözüm önerilerimizi 2007 senesinde, dönemin Alman siyasi idaresine basın açıklamaları yaparak bildirdik. Bunun yansıra Federal düzeyde siyasilere, kilise, sendika, ve diğer çatı örgütlerine gönderdik. Bu durum en çok okullarda Türk kültürünü ve Türkçe´yi istemeyen siyasi iradenin işine yarayacaktır.”

“MÜFREDATA ALINMALI”

Katılımcıların ilgiyle izlediği toplantıda Güven Toymaz “Türkçe dersleri” için taleplerini de sıraladı. Manifesto gibi talepler, şöyle:

– “Yetmişli yıllardan beri masrafları bakanlığınızca karşılanmak suretiyle görevlendirilen öğretmenlerimiz tarafından, Alman müfredat programının dışında ve birleştirilmiş sınıflar şekilde yapılan, devam mecburiyeti olmayan ve karne notu verilmeyen bu nedenle de öğrencilerimizin azami yüzde 20’sinin devam etmekte olduğu Türkçe ve Türk kültür kurslarının başta birliğimizin bulunduğu Baden-Württemberg eyaleti hükümeti kültür (eğitim) bakanlığından başlamak üzere, Almanya`nın tüm eyaletleri ile ayrı ayrı anlaşmalar yapılarak Alman müfredat programı içinde yer alması sağlanmalıdır. (Halen bu sistem üç eyalette uygulanmaktadır.) Çünkü, her eyaletin eğitim ve kültür kanunları ayrı ayrı olup, bağımsızdır

“İŞE BADEN WÜRTTEMBERG’DEN BAŞLANMALI”

– Bu anlaşmalara önce Baden-Württemberg Eyaleti’nden başlanmalıdır diyoruz, çünkü bu eyalet Federal Almanya`nın en büyüklerinden biri ve en zengin eyaletidir. Bu eyalette verilen politik bir karar, gelenek olarak diğer eyaletlere örnek teşkil etmektedir.

– Türkçe Dersi, tüm Alman ilkokul, ortaokul ve liselerde İngilizceden sonra notu geçerli ‘İkinci Yabancı Dil’ (veya bazı okul tiplerindeki teknik imkânlara göre üçüncü yabancı dil) olarak okutulmalıdır. Bu dersler mutlaka ‘seçmeli-zorunlu’ statüsünde olmalıdır.

“ÖĞRETMEN MAAŞLARI EYALETLER TARAFINDAN KARŞILANMALI”

– Türkiye, Almanya ve eyalet hükümetleri ile anlaşmalar yaparak, Türkçe Dersleri kürsüleri kurulana kadar öğretmenlerimiz Türkiye’den gönderilmeli, ancak öğretmenlerimizin maaş ve tüm özlük hakları, meslek içi eğitim faaliyetleri tamamen eyalet hükümetleri tarafından karşılanmalıdır.

– Almanya’daki okullarda okutulacak Türkçe derslerinin müfredat programı Türk ve Alman dil uzmanlarından oluşacak bir komisyon tarafından hazırlanmalıdır.

– Türk kökenli göçmen çocuklarının onlarca yıllık ihmalin sonucu halen Almanya’daki genel eğitimlerinde ve meslek eğitimi konusundaki mevcut çok kötü durumları ‘Çok Özel Tedbirlerle’ iyileştirilmelidir.

– Alman üniversite ve yüksek okullarında ‘Türk Dili ve Edebiyatı Öğrenim Kürsüleri’ açılmalıdır.

“AVRUPA BİRLİĞİ MADDİ YARDIM KAYNAKLARI MERKEZİ” TALEBİ

– Avrupa Birliği’nin tavsiyelerine uygun olarak göçmenler için bir ‘Avrupa Birliği Maddi Yardım Kaynakları Merkezi’ kurulmalıdır. Bu yardımlar göçmenlerin eğitim, uyum ve kültür sorunlarının çözümü ve amaçları için etkin bir şekilde kullanılmalıdır.

– Eğitim ataşeliklerinin birçoğu vekillerle yönetilmektedir. Konsolosluklar kanalıyla işleyen anadil dersleri de tam bir başıboş, topal ördek misali bir sağa bir sola savrulmaktadır.

– Eğitim ataşeliği makamı bir gün bile boş bırakılmamalı ve hatta görev tesliminde eğitim ataşelikleri son iki hafta beraber görev yapabilmelidir. Bununla beraber eğitim ataşeliklerinde ataşe yardımcısı tayin edilmeli. Eyaletlerde yapılan çalışmaların devamlılığı bu şekilde garanti altına alınmalıdır.

“TÜRKÇE CEMAATLERDEN UZAK TUTULMALI”

– Türkçe derslerinin yeri Alman eğitim sistemi içinde bulunan okullardır. Bu konuda cemaat ya da kültür derneklerinde bu derslerin verilmesi engellenmelidir.

– Özellikle okul öncesi eğitim, çift dilli eğitim projeleri desteklenmeli, Türkçe derslerine kaybolan ilginin, desteklenecek projelerde okul öncesi ailelerin ilgisinin çekilmesi sağlanmalıdır.

– Almanya ağırlıklı olmak üzere Avrupa’da siyaseten arındırılmış bir dil ve kültür imaj çalışmasına öncülük edilmesi gerekiyor, buna dil ve kültür seferberliği de diyebiliriz. Bu konudaki projelere devlet desteği verilmesi zaruridir

– Almanya çapında Essen Üniversitesi gibi birçok üniversitede benzer kürsüler kurulmalı ve Türkçe öğretmenleri yetişmesi için Alman yetkili kurumları ile bir araya gelinmelidir.

– Ülkeler arası dil ve eğitim politikaları geliştirilmeli. Avrupa’da yaşayan beş milyona yakın Türk ve Türk kökenli insanımızın dil ve eğitim ihtiyacı, bütün politikalardan ayrı tutulmalıdır.

– Çok dilliliğin ve çok kültürlülüğün Alman kamuoyuna, Alman eğitim sistemine sistematik olarak yerleştirilmesi için çalışan dini ve siyasi tarafsızlığı olan kültür ve eğitim dernekleri desteklenmelidir.

“TÜRKÇE MEDYA TÜRKÇEYİ DAHA ÇOK VİTRİNE TAŞIMALI”

– Türk medyasının eğitim konularını daha fazla vitrine taşıması, Alman medyası ile ilişkilerin daha fazla geliştirmesi gerekmektedir.

– Değişik eyaletteki göçmen örgütleri bir araya gelmeli Türkçe konusunu ele almalıdır. Yatılı hafta sonu seminerleri düzenlenebilmelidir. Eyaletler düzeyinde yapılan çalışmalar federal düzeyde bir araya getirilmelidir. Bu çalışmalar devlet desteği verilmelidir.

– Diploma denkleştirilmelerinde anadil derslerine katılım dikkate alınmalıdır. Başarılı Öğrencilerimize burs verilerek desteklenmeli ve bu konsolosluk yetkililerimiz anadil derslerine katılan öğrencilerimizin pasaport işlemlerinde teşvik amaçlı düşük ücret alarak onları teşvik etmelidir.

“TÜRK ÖĞRETMENLER ALMAN MESLEKTAŞLARIYLA EŞİT KILINMALI”

– Bakanlık öğretmeni yerel makam öğretmeni ayrımı yapmadan Tüm öğretmenlerin mesleki ve özlük haklarına sahip çıkılmalıdır. Almanya’da görev yapan ve Alman makamlarınca atanan mahalli öğretmenler ile Alman öğretmenlerinin eşitliği sağlanmalıdır.

– Çocuklarımızın ve gençlerimizin Türkiye ile arasındaki bağlarını geliştirmek amacıyla öğrenci değişimi desteklenmelidir. O Almanya’dan Türkiye’ye gidecek üniversiteli gençlere Türkiye Cumhuriyeti tarihi, Atatürk’ü ve inkılapları seminerleri verilmelidir.”

HALKWEB – STUTTGART

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.


*